Zamanımızın %90’ını kapalı ortamlarda geçirdiğimiz için iç ortam şartlarının insan sağlığına çok büyük ve önemli bir etkisi var.

İrina Gülay, PhD of Economy / ATC Air Trade Centre Corporate Marketing Executive

İngiltere’ de bulunan küresel kamuoyu ve veri şirketi YouGov’ un verilerine göre zamanımızın %90’ ını çoğunlukla bina ve ulaşım aracı gibi kapalı ortamlarda geçiriyoruz. Korkutucu gerçek şu ki, insanların yalnızca %18’ i,  günün 21 saati veya daha fazlasını kapalı ortamlarda geçirdiğine inanıyor. Yetersiz havalandırma nedeni ile bu süreyi sağlıksız ve zaman zaman da toksik etkileri olan havayı soluyarak geçiriyoruz. Yemek yerken, uyurken, çalışırken, kısacası yaşarken günlerimizi geçirdiğimiz; evlerimizde, ofislerimizde, spor salonlarımızda, sinemalarda, tiyatrolarda ve restoranlarda bulunan hava, dışarıdan gelen taze havanın 5 katıdır ve evlerdeki en kirli odalar çocuk yatak odalarıdır. 

İçerideki hava nasıl bu kadar kötü oluyor?

İç ortam havası, dış ortam havasından tek bir farkla ayrışmaktadır. Etrafımızdaki tüm maddelerin yarattığı kirlilik! Boya ve temizlik ürünlerinden, mobilya ve döşemeye, plastik oyuncaklar ve halılara kadar her şey, tozu hapsedebilir ve kirletici olabilir.

Havalandırılmayan bir odadaki 1 litre havanın içerisinde, her biri 0.5 mikron büyüklüğünde olan 300.000 adet toz partikülünün biriktiği tahmin edilmektedir.  Havalandırılmayan bir ortamda bu tozların yalnızca %25’ i soluk ile birlikte dışarıya atılmakta, geriye kalan partiküllerin tamamı bronşlarımıza yerleşmektedir.     Yaklaşık olarak 1.5-2 litre hava soluduğumuzda, bu esnada solunum sistemimizde 400.000 adet mikro toz ve aerosol partikülü tutulur. İstirahat halinde akciğerlerimizden günde yaklaşık olarak 7-9 bin litre hava geçmekte, fiziksel aktivite esnasında ise bu oran 6-8 katına çıkmaktadır. Görünüşe göre vücudumuzun havalandırma sistemi olan akciğerlerimiz 30 milyondan fazla mikro kir parçasını geri dönüşüme sokmakta gönülsüz. Madencilerin akciğerlerinde görüntülenen siyah pigmentler, günümüzde kentte yaşayan sıradan vatandaşlarda da görüntülenmeye başladı. Oldukça etkileyici, değil mi?!

Siyah pigmentler şehirli sıradan insanların akciğerlerinde!

Kalitesiz iç ortam havası bizi fiziksel ve psikolojik olarak olumsuz etkiler. Astım, solunum hastalıkları, kalp hastalığı ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı insidansını arttırır. Nemli veya küflü mekânlarda kişilerin astım hastası olma olasılıkları %40’ın üzerindedir. İç ortam hava kirliliği; öksürük, baş ağrısı, boğaz ağrısı ve göz tahrişi gibi akut problemlere de neden olabilir.

Kapalı alanlarda yaşamanın zararlı etkilerini azaltmak için #gogreen her gün dışarıya çıkmak için fırsat yaratmak, günde en az üç ya da dört kez taze hava almak, bina içerisindeki hava kirleticileri olabildiğince sadeleştirmek gibi hızlı ve nispeten kolay çözümler bulunmaktadır. Zararlı kimyasallardan kaçının, iç ortamları düzenli olarak temizleyin #sustainablefuture. 

Durumun ciddiyet ve öneminin farkında olan ATC Air Trade Centre olarak, iç mekanlarımızın sağlığını görmezden gelemiyoruz. Hiç bitmeyen yeni teknoloji yatırımlarımız ve sürdürülebilir çevre çabalarımızla; iç mekanlarda hava, yaşam ve sağlık kalitemizi arttırmak için ürünlerimizi ve çözümlerimizi sürekli olarak geliştiriyor, ilerletiyoruz. İleri teknoloji ve olağanüstü yenilikler, çözümlerimizi sürdürülebilir refah için heyecan verici bir sistem haline getirmektedir. 

Kapalı alanlardaki yaşamı iyileştirmek ve daha sağlıklı hale getirmek için çalışıyoruz!

Sağlık, süreklilik ve gerçek mutluluğun kaynağıdır.

SAĞLIK = GELECEK!

YALNIZCA SAĞLIK, SÜREKLİLİK ve GERÇEK MUTLULUK yaratır!

Kıymetli bilgilerle güçlendirilmiş, mükemmelliği temel hedef olarak gören ve sınırları zorlamaya her zaman hevesli olan ATC Air Trade Centre, 25 yılı aşkın mühendislik bilgi ve tecrübesini üretim ile buluşturarak İklimlendirme ürün ve çözümlerinde mükemmel bir ortak olmaya devam ediyor.

DOĞAYI İÇERİYE GETİRİYORUZ! SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR HAYAT İÇİN TEMİZ HAVA ÜRETİYORUZ!